Covid-19 ve Siroz

Bundan 1 yıl önce normal! dediğimiz yaşantılarımız içinde koşturup dururken birisi çıksa ve tüm dünyayı ele geçirerek korkunç bir salgına yol açan bir virüsün çıkacağını, günde defalarca yaptığımız sıradan şeylerin artık bir hatıra olacağını, örneğin sevdiğimiz insanlara sarılamıyacağımızı, maskesiz dışarı çıkamıyacağımızı, bir pazar öğleden sonrası yakındaki bir restoranda oturup birşeyler yedikten sonra sinemaya gidemiyeceğimizi, hastanelerimizin  yoğun bakımların dolup taşacağını, daha birçok şeyin toptan değişeceğini söyleseydi “Hadi ordan sen de!!”der güler geçerdik. Ama bugün geldiğimiz bu  noktada bunların hepsinin gerçekleştiğini şaşkın gözlerle izliyoruz ve Almanya Şanşölyesi  Sn. Merkel’in belirttiği gibi “Yüzyılın felaketini”yaşıyoruz. Kısaca neler olduğuna bir bakacak olursak; Çin’in Wuhan kentinde Aralık 2019 sonunda başlayarak tüm dünyaya yayılan ve bir Corona virüs tipi olan SARS-CoV-2 virüsü tarafından oluşturulan COVID-19 hastalığı, Mart 2020 içinde  Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Pandemi”olarak ilan edilmişti.  Önce Çin, ardından İtalya, İspanya diğer Avrupa ülkeleri ve Amerika’da  hızla yayılarak ciddi oranda mortalite ve morbitiye yol açtığı görülmekteydi. Mart 2020’den başlayarak aylar süren tüm dükkanların, restoranların, eğlence yerlerinin, alışveriş merkezlerinin kapandığı, insanların ise eve kapandığı bir süreç yaşandı. Yaz ile beraber yeni normal! denen bir dönem ile açıldık ancak kasımın son günlerini yaşadığımız şu dönemde ikinci dalganın şiddeti altında pek de önceki kısıtlamaların olmadığı bir süreç yaşıyoruz. 

 Peki bu yazının esas konusuna gelecek olursak; biliyoruz ki birçok kronik hastamız bu süreçten çok olumsuz şekilde etkilendiler. Bu etkilenmeyi iki şekilde görmekteyiz, birincisi hastalık kapmak korkusu ile hastalarımız poliklinik kontrollerine gelmemeye başladılar, aslında ilk aylarda bizler de hastanelerin servislerinin Covid-19 hastaları ile dolması nedeniyle bütün rutin poliklinik kontrollerini ve hatta yatışları erteledik, ancak geçen aylar sürecinde salgının  devam etmesi ile hastaların rutin kontroller ve tedavilerin aksamasının sonuçları ile karşılaşmaya başladık. Bundan ençok etkilenen hasta grubu da siroz hasta grubumuz oldu. Örneğin siroz hastalarının HCC survelyansı  belirgin aksamaya başladı, endoskopik varis kontrolleri, gerekli band ligasyon programları, diüretik tedavilerde yapılması gereken izlemler, HCC hastalarının tüm multidisipliner tedavileri etkilendi. İkinci olarak ise siroz hastalarımız da tüm ahali gibi Covid-19 enfeksiyonu ile karşılaştılar ve hasta oldular. Peki siroz hastalarında Covid-19 enfeksiyonu nasıl seyretmektedir?  EASL tarafından uluslararası kayıt sistemi ile oluşturulan mart-temmuz ayları arasında  oluşturulan “Secure-Cirrhosis”datası 29 ülkeden toplam 745 kronik karaciğer hastasını, bunlardan da 386  siroz hastasını içermektedir. Bu çalışma Journal of Hepatoogy Eylül 2020 sayısında yayınlanmıştır. Mortalite siroz hastalarında toplamda %32, siroz olmayan kronik karaciğer hastalarında %8 olarak belirlenmiştir.  Mortalite Child A hastalarda %19, Child B hastalarda %35, Child C hastalarda ise %51’e ulaşmaktadır. Ölümlerin çoğunluğu ( %71) solunum yetmezliği ile gelişmektedir. Siroz etyolojileri içinde ise en fazla etkilenen grup alkole bağlı sirotik hastalar olmaktadır. Ayrıca kompanze hastaların %46’sında Covid-19 enfeksiyonu sonucu akut dekompanzasyon, bu hastaların ise %50’sinde kronik zeminde akut karaciğer yetmezliği (ACLF) gelişmektedir (Journal of Hepatology 2020). Geçtiğimiz hafta dijital AASLD kongresinde sunulan ABD çok merkezli verisinde 867 hasta dahil edilmiş, dekompanze hastalar ve HCC hastalarında belirgin artmış mortalite bildirilmiştir. Biz de siroz çalışma grubu olarak Covid enfeksiyonu geçiren hasta grubumuzu toplamaktayız ancak şu anda sonuçlarını tamamlamış değiliz. 

Sonuç olarak başlıktaki sorunun yanıtını verecek olursak; Covid siroz hastalarında ağır morbite ve mortaliteye neden olmakta, ayrıca hastaların rutin kontrol ve tedavilerinde aksamalara yol açmaktadır.  Bu nedenle siroz hastalarının korunması birincil önceliğimiz olmalıdır, hastaların koruyucu önlemlere uymasının sağlanması, enfeksiyondan korunmak için yapılması gereken tedbirlerin eğitimlerinin verilmesi sağlanmalıdır. Siroz hastalarının gereksiz hastane başvurularının önlenmesi, ancak gereken izlemlerin (HCC taraması, Endoskopik varis tedavileri) mutlaka zamanında yapılması, tele-tıp uygulamaları ile hastaların klinik durumlarının izlenmesi sağlanmalıdır.

LEAVE REPLY

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir